30.07.2012

Bütün pencerelerde bekleyen benim


Bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
ve
o çalmayan bütün telefonlarda
aylardır konuşan da.
Kabul.
Bir kez yolda karşılaşalım
onunla da avunacağım.
Adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
Yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
Kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor.






Unufağım


 "Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü''
 Cemal Süreya

Kadınım
Uyma sen
Güzel olsa da
Kadınların ekmek kuyruğuna girdiği sabahlara

Sen ki bakışı kuş bakışı olan kadın
Doyurmadığında karnını binlerce gökyüzü
Acıkan yanlarınla gel geceleri
Bulacağın umduğun da değildir belki ama
Sen yine de uyma onlara
Kadınların ekmek kuyruğuna girdiği sabahlara

Ekmek kırıntısıyim en şükürsüz sofralarda
Kadinim, sen uyma onlara
Ama bayat
Ama taze
Artık Allah ne verdiyse

29.07.2012

Kırlardan Geliyorlar

 
kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber
elbette kırlardan kırlardan gelecekler
başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri
söyleyin nasıl dayanılır dükkanlara depolara
bu katran kokusu başka türlü nasıl geçer

sonsuza varmadan bir önceyiz sanki
-o sayının da bir adı vardı unuttum -
her şey öyle saydam öyle madensel
kapıların kilitleri açık ve herkes uykusuz
hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber

eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık omandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber

hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
elbette kırlardan gelecekler kırlardan
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber

ey güzelim sümbül ve teber ey canım
gördüğüm sanki o değildi
sanki kuşlar albümünden bir maden

Yeditepe İstanbul'dan bir bölüm(Kırlardan Geliyorlar)



Bizden Selam Olsun Beylere

 

Eskiden...

Asıl olan aşktı,

Dinlemekti neyden

Aslımızı

 

Şimdilerin modası,

Dinlemek beyden

Aslımızı

Astarımızı

 

Gözlerin


B:Bir şiir geldi aklıma,adını bilmiyorum?
A:Hangi şiir acaba,şairini de hatırlamıyor musun?
B:Şairi ben olmalıyım
A:Bir adı yoktur belki
B:Olabilir
A:Ama yoksa da bir isim bulmak zor olmamalı eğer şairi sensen
B:Doğru ama yine de kolay değil
A:Ben yardımcı olabilirim belki,aklında kalan bir satırı var mı,ya da birkaç kelime?
B:Var elbette
İçinde bulut vardı şiirin
Sokaklar
Yapraklar vardı,
Galiba sonbahardı,
Üşümekten bahsediyordu çünkü,
Balkona düşen kuru yapraklardan,
Hüzün
Kendine bir yer arıyordu şiirde
Gelip çiçekli kanepende oturuyordu,
Yanında sen vardın,
Evet,evet,buldum!
Gözlerindi.
''Gözlerin''di şiirin adı
A:Gözlerim?
B:Hayır ‘’Gözlerin’’,
A:...
B:Ama dolmasın gözlerin,böyle böyle getirdin sonbaharı
A:Elimde değil.
B:Doğru gözlerinde...



27.07.2012

Kavaklar

 

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.
Omzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.
Ah kavaklar, kavaklar...
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

Çay Bardakları



Giderken kümülüsler şehirden
Ve takınırken en güzel nazarlığını gök
Erkekler efkarlanıp iki tek atardı
Kadınlar domates doğrardı mutfakta
Sense bana gelirdin usul usul
Çay demlediğimi bilirdin akşamüstleri

Hoş geliyordun elbette
Bir şiir ellerinde hoş geliyordu
Şiirler...
Daha baştan güzel geliyordu bize
Kapağı yırtılmış bir kitabın içinde
Ben okurdum
Sen, o MİNİCİK güzel kadın
Dizini kırıp otururdun

Biz ikimiz
Öyle iyiydik, öyle güzeldik ki seninle
Ancak bir şiiri okuyunca kötü olurduk
Bir de öpüşünce
Ah bu dillerimiz
Ah bu kalplerimiz
Öpüşünce
Belli ki bir cezaydı bize
Doldurulması gereken boş çay bardakları



26.07.2012

Günaydın Öpücüğü


sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyorm
kül tablasına uzanıyor elim
içinde dünden kalma izmaritler
üstlerinde senin dudak izlerin
bana günaydın öpücüğü verdiğini
görmüş kadar oluyorum


25.07.2012

Babil'in Şairleri

Şairler
Şairler
Bir kısmı ölmüş
Fildişi zindanlarında
Bir kısmı kaçabilmiş
Kapıları açık
Zindanları boş
Babil kör ve solgun

Bilindik Dilenci


Sefaletim giydiğim elbiselerimden anlaşılmaz
Oysa bilinen bir dilenciyim Rumeli’de
Gören, ‘’olsa olsa bir şairdir’’ der benim için
Tanrı’ya bile hoş görünürüm de
Anlamam
Neden bir şairin kazandığından az kazandığımı

Oysa ayakları kızarmış olan benim
Kaldırımlarda yürümekten
Pantalonumun paçalarında bir dünya yük
Kanatlarını kaldırmakta zorlanan bir kelebeğim sanki
Bir gece hayaletiyim belki
Safak karanlığında uyanıp güneşe doğru uçan
Bir hiçlikte eriyip kaybolan

Tüm Şairlere Yakışır mı Bu Meret?


Cemal Süreya:Sigara içenlere ateş etmeyiniz.
Edip Cansever:Bir ağız, bir tütün, bir mızıka gerçeği gibi...
Can Yücel:Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.


24.07.2012

Canım Kardeşim



Kahraman: bana bak, sana bir şey söyliyim mi?
-söyle
- kimseye söylemek yok ama!
- iyi ya söylemem.
- yemin et bakiyim.
-valla billa söylemem.
-:ben ölücekmişim.
- ne var oğlum bunda yemin ettiricek?
- hiiiiç..ama abimle halit abim “duydun mu?” diye bağırdılar akşam bana. ben de korkudan “duymadım” dedim.
-sen sahiden ölürsen bilyalar nolucak?
- ne biliyim ben.
- bana versene?
- iyi ya, ölünce abimden alırsın.
- yaşa ulan!

Hatay


Sen şimdi
Hatay meyhanesinde
Güzel kadeh tutan bir kadınsın
Ellerin, parmakların
Sanki avuçlar bir kadehten fazlasını
Belki de içtiğin şarapsın
Rengin kırmızı
Tadın çok daha fazlası

Cemal Süreya giriyor içeri
Seni görüyor
İç cebinden bir sigara yakıyor
Bir sandalye çekiyor
Herbir bacağı ayrı bir şiir
Oturuyor
Masa iki kişilik
Bir sandalye daha çekiyor
 Alıyor seni oraya otutturuyor


23.07.2012

Yerçekimli Karanfil

 

''Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce''

22.07.2012

Yarım Kalmış Masallar

Sen ezbere bildiğim
Ama sonuna kendimi bir türlü inandıramadığım
Bir masalın baş kahramanısın sanki
Bir yaşam boyu
Kendi kendini anlatmaktan yorgun düşmüş
Ama beni öyle öyle büyütmüş
Kendi uzamından düşürmüş
Ellerime ayaklarıma eklemiş
Kala kala hatıralara
Ve de anlatılırsa
Sözcüklere kalmış kahramansın

Sen uyursun şimdi
Bir noktanın derinliğinde
Masal uyur
Düş uyur
Benim uykum kaçar
Kendi kendime meraklı sorular sormaktan
Acaba derim
Uyuyakalmasaydın tam ortasında
Ne olacaktı bu masalın sonu
Senin anlattığın masallar hep iyi biterdi ya
Bu da öyle mi olurdu
Evet, evet
Kötü bitecek değildi ya bir masalın sonu

Her Şeyin Dünündeyim

I
Kendine kucak arayan gövde
kendini yok eden gövde
yitirdin kendini işte
artık ne yurt sana
ne varolabiliyorsun başka evde.

Bu mum medeniyetinde
bu metal öznede
bu cam sözde
ne yurt sana dil
ne şölen yeterince.

II
Ben büyüdüm
akasyalar öldü
üzgünüm.

dışınız çok kalabalıktı
beni içinizdeki zindana attınızdı
olur ya bir gün
suyu hatırlar şelale
şeytan utanmayı öğrenir ve
yüzleşir yüzünüz mevsimlerle

sırf bu yüzden büyüdümdü,

akasyalar öldü.

III
Karanlık suyun dibini göze aldım
sonsuzluğu göze aldım o yatakta
sen gittin ben bu balkonlara kaldım
metalin damara dayandığı nokta
şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
büyülü sözü kalbimdeki:

tekrar karşılaşsak
ölür müsün?

IV
Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
sorma,
ben de bilmiyorum.

Anı olacak bir şeyim yok
her şeyin dünündeyim.

V
İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden.

Sarıl Bana


 
bu yaşa geldim içimde bir çocuk hala
sevgiler bekliyor sürekli senden
insanın bir yarısı nedense hep eksik
ve o eksiği tamamlayayım derken
var olan aşınıyor zamanla

anamın bıraktığı yerden sarıl bana

anılarım kar topluyor inceden
bir yaşam gibi geçmişin üstüne
ama yine de bir unutuş değil bu
sızlatıyor sensizliği tersine
senin kim olduğunu bile bilmezken
sevgiden caydığım yerde darıl bana
Görsel:Gustav Klimt

21.07.2012

Niçinler ve Çünküler


 
''ne bir inanış, ne bir düşünce,
yalnız yaşadığımdır kalbimde kalan.
serçeler gibi uçmuş altın dallarımdan,
niçinler ve çünküler!"

Dünyanın Çok Büyük Acılarla Doğurup Bağrına Basmakta Güçlük Çektiği Çocuklarına


 

Çöpçülerin geçişinden biraz sonraydı
Sokak kedileri işe koyulmuşlardı ki
Küçük bir el sadaka beklerken yaşlandı
Ayakları yaşlandı çocuğun
Gülüşünü eskitti bir duvar dibinde
Yorgun düştü gözyaşları konuşmaktan
Aslında hiç birşey anlatamamaktan
Bir kaldırıma sarılmış usulca uyumalıydı şimdi
Bir uzamdan yoksun
Bir boşluğa bürünmüş
Bir mezar kadar karanlık kafasının içine
Bir kez daha gömmeliydi umutlarını

Ama hayır
Arada bir umut ediyordu yukarısını
Yukarısı çok güzel olmalıydı
En büyük umudu yakından görmekti yıldızları



20.07.2012

Gözlerinde





















Onca ahlayıp ofladıktan sonra
Onca gözyaşı vadisinden geçtikten sonra
Gözlerin orda işte
Bir orman kadar geniş
Bir orman kadar serin
Orda ağaçlar ve kuşlar birlikte hep
Su ve ateş kardeş
Ben artık burdan başka bir yerde yaşayamam
Ölsem de burada ölmeliyim
Bir kavak ağacının gölgesinde
Yaşam kadar geniş bir mezara gömülmeliyim
Gözlerinden birine


Görsel: Modigliani'ye aittir

Bugün de Açız Kadim


Sıra seni sevmeye gelince
Pis bir dilenciyim sana göre

Gururumu asıp
Paltomun bir düğmesinde
Oturup duruyorum
İkindiye kadar güneşin altında

Sen geçiyorsun sokaktan
‘’Allah rızası için‘’desem de
Nafile
Sadakası yok gibi yüzünün
Önce gözlerini kaçırıyorsun ayaküstü
Sonra kendini

Kaldırımlar soğuyor o anda
Sokak büyüyor iyiden iyiye
Önümdeki teneke kutu büyüyor
Bir bakıyorum ki
İçine bir sensizlik atılmış
Kimin ne zaman bıraktığını bilmiyorum
 .
Sen geçiyorsun sokaktan
İçimdeki yalnızlığım büyüyor
Çok değil iki güne ölüyorum

19.07.2012

Amores Perros



“Eğer tanrıyı güldürmek istiyorsanız, ona planlarınızdan bahsedin.”



18.07.2012

San

                                                             
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım

Her Sevda

 
 
"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen
incelikler öbür sevgiliye saklanıyor."
F.Scott Fitzgerald

 
Her sevda başlangıçtır bir yenisine
Öteki başkaldırır daha bitmeden biri
Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece.

Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi
Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış
Toplasak toplasak hepsini işte
Onca sevda bir sevdayı yaratmış
Döner durur başımızın üstünde
Gözlerden ağızlardan saçlardan
Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle.

Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi
Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe.

Gelinim Rumelim


Ne zaman düşşem peşine
Bir kasabaya  çıkar yolum
Uzun sarı saçlarıyla bir kız
Öyle ki, kasabanın en güzeli olmalı
Sabah erkenden ilk işi
Taze güller takmış tülbendine
Beni bekler gibi durur kasabanın girişinde
Pembesi pembedir hani
Sonra yanaklarına sıçrar birazı
Gözü gözüme değdiğinde
Eline yüzüne bulaştırır utangaçlığını
Doğuştan mıdır oyası
Yoksa beni özlediği vakitlerde
Kendisi mi işlemiştir bilinmez
İşte geldik diyorum
Uyan gönlüm uyan,
Burası Rumeli olmalı

Çok konuşmaz ama bilir insan
Sesinde bir çalgı çengi
Yüzü desen bir düğün yeri
İçimde davulların zurnaların çalındığı
İçimde gümbür gümbür

Ver elini gelinim, kadınım
Ver elini ilk yazım
Bir elinde ayçiçeklerin
Bir elinde gelinciklerin
Şimdi hangi elinden tutmalı seni
Yoksa sadece öpmeli mi pespembe güllerini

17.07.2012

Bu Gemi Ne Zamandır Burada

 
bu gemi ne zamandir burada
coktan bosaltmis yukunu
gece de olmus, rihtim da bombos
mavi bir suyun dusunu uyutur bir tayfa
arkada, guvertede
ah, neresinden baksam sessizlik gene.

yururum usuldan, girerim bir meyhaneye
icerde uc bes kisi
yalnizlik uc bes kisi
bir kadeh raki soylerim kendime
bir kadeh raki daha soylerim kendime
-soyle be! ne zamandir burda bu gemi
-denizin degil huznun ustunde.

belki yarin gidecek
bir ani gelecek bir baska aninin yerine.

insan bazan aglamaz mi bakip bakip kendine

Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar - Seviyorum Seni


NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
 

SEVİYORUM SENİ

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

 

16.07.2012

Üvercinka


''Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum 

Boynunu benim kadar kimse değerlendiremez 
 Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar

Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
         Bütün kara parçalarında
                            Afrika dahil''


Kalın Sesli Monologlar 4

 
Sevgilim sen isterdin ki
Sineyim bir köşeye
Usulca oturayım
Git dediğinde gideyim
Gel dediğinde geleyim
Sakallarımı tarayayım patilerimle
Daha yakışıklı bir kedi olayım

Oysa ben senden önce bir sokak kedisiydim
Ve sokaklardan öğrendim
Daha yakışıklı olmayı
Kırmızı rujlu kedilerden öğrendim
Ayaklarımın üstünde insansı bir duruşu
Ve dahasını

Avarelik yıllarımdı
O yıllarda öğrendim ben
Duvarlara sürte sürte yaşamayı

14.07.2012

Kalın Sesli Monologlar 3

Yalnızlık
Sensizlik değilmiş
Sokağın kadınsız köşe başlarıymış

Eskiden bir kadın işe çıkardı bu sokakta
Birgün sorduğumda
Kader demişti adına
Epey güzel sayılırdı
Parmakla gösterirlerdi onu
Alıcısı oldukça çoktu
Ve memeleri
Öyle bereketliydi ki
Toprağı bile borçlanmıştı
Memeleri yuvarlaktı
Belki biraz sessizlikti
Ama yalnızlık hiç değildi
Onun dışındanki herşey teferruattı
Herşey yalnızlıktı

Görüyorsun ya
Yalnızlık hiç de sensizlik değilmiş
Yalnızlık;
Sabahın körüne bilmem kaç kala
O cehennem karanlığa
Erkeğin ‘’kaderdir’’ diye sarılmasıdır belki
Ama Kader hiç değildir

Yeniden Doğmuş Gibi


Edoş'a...

Ben bugün öğrendim
Bir çiçekten daha güzeli
Onu tutan eldir

O eldedir
Bir tohumun yeşermesi
Bir çiçeğin yürek atışları
Ve yaşama dair ne varsa
Hep onun elindedir

Ve çocuklar
Tanrının
Biz erkeklere  ve kadınlara
Verebileceği tek nimettir

Bırakın kendinizi bu ilahi çağrıya
Bırakın kendinizi
Onun ıslak gülümsemesine
Göreceksiniz
Bir ormanda yürümek kadar serindir

Bırakın kendinizi
Bir ninnide uykuya dalar gibi
Yeniden doğmuş gibi
Yeni doğmuş bir tay yürümeyi nasıl öğrendiyse
Ve bir at için koşmak neyse

Ben bugün öğrendim
Birileri bir çocuğu kucaklamışsa
Bilin ki yeniden doğmak  içindir

13.07.2012

Güzel Havalar












Beni bu guzel havalar mahvetti,
Boyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tutune boyle havada alistim,
Boyle havada asik oldum;
Eve ekmekle tuz goturmeyi
Boyle havalarda unuttum;
Siir yazma hastaligim
Hep boyle havalarda nuksetti;
Beni bu guzel havalar mahvetti.




12.07.2012

Her Dem Yeni Doğarız, Bizden Kim Usanası


“Biz sevdik âşık olduk
Sevildik maşuk olduk
Her dem yeni doğarız
Bizden kim usanası''

11.07.2012

A ve B Kişileri



B: Burada yağmur yağıyor ama vallahi billahi sen aklıma gelmedin.
A: Aklına geldim değil mi?
B: Yok, yok,vallahi gelmedin!
A: Hııh,yalancı,yaramaz bir çocuksun sen!


Sen Benim Hiçbir Şeyimsin

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Luzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varliğin yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldiz olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevismek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir agaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin

Srebrenitsa Katliamı

Siyah beyaz artık sevdalinkalar...



Kuytuda Bir Türkü Çingene

 

Seversin terketmeyi
Bir hevesle gittiğin şehirleri
Bilmem hiç soluklandın mı
Biryerinde adressiz yaşamanın
Kaç ülkeden geçtin, sayılmaz saysan
Kaç cadde kaç sokak başı
Kaç dilde anlattın derdini meramını
Sana göre yıldızlar
Farklı görünürdü her şehirden
Ve rüzgarların söylediği türküler
Herşehirde farklı farklı dillerdeydi
Anlamak istemedin öyle olmadığını
Senin ateşin hiç sönmedi
Sabah olsun istemezdin
Elin varmazdı dağıtmaya
Düşlerinin lacivert küllerini

Sen o geçtiğin şehirlerin kadınıydın
O şehirlerde en kuytuların
Tenhada bir ağıttan doğurdu belki anan seni
Dalgın meşe o an uykusundan uyandı
Belki de hiç doğurmadı
Sen dalgın bir nehir kıyısında bitiverdin
Kendiliğinden sessizce
Sana her çiçekten birer renk hediye
Her renkten bir ömür verildi
Gözyaşların henüz görülmedi
Doğduğu gibi gömüldü
Bir ateş başında güle oynaya