sadri alışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadri alışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.11.2011

Biyografi















 
Paşabahçede doğmuşum
sayı bilmişim sünnet olmuşum
koynumda pabuçlarım
uyanık uykular uyumuşum arife geceleri
kamalı bekir çamur ahmet bir de süleyman
ayak yapıp çift kaleler kurmuşum
cigaraya başlamış
tertemiz yataklarda pis rüyalar görmüşüm
tepelerde uçurtma
sokakta şarkı
karakollarda sabah
ekmek karnesi çay fişi
ihtilaller görmüşüm
kah kafa vurmuşum taşlara
kah can evimden vurulmuş
hanumanlar yıkmışım
üçüncü selim mustafa çavuş ve baküs
erik narı çiçek açmış şarkılar
yitik baharlarında gönlümün
ve kıpkırmızı bir granada akşamı
ispanya'da şatolar kurmuşum
oklar üşüştürüp gemiler batırmışım karadeniz'de
sancaktepe hadımköy'de nöbetlere kalmışım
daracık daracık sokaklara girmişim
ya dostlar tutup sofralar vermişim
ya ev bark kurup anasını satmışım
avarelik mavarelik etmişim
en sonunda oyuncu olmuşum olabildiğimce

30.01.2011

Sana Layık Değilim

Sadri abi bu filmde de şofördü. Adı da Osman’dı. Türkan yine her filminde olduğu gibi inadına güzel. Efendilik, güzellik, nezaket, alçakgönüllülük hepsi onda... Kâğıt helvası da yiyor, daha ne olsun. Umut fakirin ekmeği derler ya, sen de ye Osman abi, sev sevebildiğin kadar. Hem Sadri abi’nin filmde dediği gibi o da insandı ulan, ne kadar aciz, ne kadar sakil, ne kadar çirkin olursa olsun, o da insandı, onun da sevmeye hakkı vardı, sevecekti tabi. Sevdi, hem de onu makamların en hicazından söyletecek kadar:
Osman ; ‘’yani bir ara kapansam ayağına, “ölüyorum” desem, “ölüyorum türkan’a” be. “ya acıyın bana, bütün ömrümü” desem, “yani onu mesut etmekle, çalışmakla, sevmekle desem” yani böyle yani, Allah be!’’

Türkan’ın kör olan gözlerini ameliyat edebilmek için tek ekmek kapısı olan, James Bond filmlerinden fırlamış kız gibi arabasını satacak kadar, bağrına taş bassa da onu sevdiği adama, Ekrem’e kendi elleriyle bırakacak kadar sevdi. Hiç dokunmadan, ne kadar istese de öpmeden. türkan aralarında şu konuşma geçerken abi dediği Osman abisinin omzuna yaslamıştı oysa güzel başını:
Türkan ; “Abi, hiç.. hiç sevdin mi sen de benim gibi?”
Osman ; “Ben?”
Türkan ; “Hiç aşık oldun mu, abi?”
Osman ; “Evet, tek.. tek bir defa.”
Türkan ; “Sonra?”
Osman ; “Sonra.. sonra çok sevdim.”
Türkan ; “Ya o?”
Osman ; “O bilmiyordu ki. Bilse.. belki, kim bilir. Ama, söyleyemedim.
Cesaret edemedim. Sonra, belki..”
Türkan ; “Uzakta mı şimdi?”
Osman ; “Her an, her saniye böyle… Böyle yanımda. Tıpkı senin gibi. Ama, gene de o kadar uzakta ki.”

Hani şimdi nerde o siyah beyaz filmlerdeki aşklar diyoruz ya, işte tam o cinsten bu film de. Filmin adı ‘Sana Layık Değilim’. ‘Nerde o eski aşklar’ lafı da bana komik gelmiştir hep, bu lafı dillendirenler gözümün önüne gelince bir de. O eski aşkları maziye gömen, şehvetle aşkı birbirine karıştıran, sonra bu aşkları hiç var olmayan bir gezegen de yaşanıyormuş gibi ağzı açık izleyen yine siz değil misiniz? Bu film sizin için tabir ettiğiniz gibi bir aşk filmi olamaz. Bu film sizin için ancak fantezik ve sentetik bir film olur. Sözüm ona, siz yine sevin. Seviyorsunuz ya hem ne kötülük var bunda…

Not: mümkünse gece yatmadan önce bir Yeşilçam filmi, dahası da mümkünse bir Sadri alışık filmi

İyi geceler