18.07.2012

San

                                                             
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım

Her Sevda

 
 
"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen
incelikler öbür sevgiliye saklanıyor."
F.Scott Fitzgerald

 
Her sevda başlangıçtır bir yenisine
Öteki başkaldırır daha bitmeden biri
Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece.

Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi
Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış
Toplasak toplasak hepsini işte
Onca sevda bir sevdayı yaratmış
Döner durur başımızın üstünde
Gözlerden ağızlardan saçlardan
Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle.

Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi
Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe.

Gelinim Rumelim


Ne zaman düşşem peşine
Bir kasabaya  çıkar yolum
Uzun sarı saçlarıyla bir kız
Öyle ki, kasabanın en güzeli olmalı
Sabah erkenden ilk işi
Taze güller takmış tülbendine
Beni bekler gibi durur kasabanın girişinde
Pembesi pembedir hani
Sonra yanaklarına sıçrar birazı
Gözü gözüme değdiğinde
Eline yüzüne bulaştırır utangaçlığını
Doğuştan mıdır oyası
Yoksa beni özlediği vakitlerde
Kendisi mi işlemiştir bilinmez
İşte geldik diyorum
Uyan gönlüm uyan,
Burası Rumeli olmalı

Çok konuşmaz ama bilir insan
Sesinde bir çalgı çengi
Yüzü desen bir düğün yeri
İçimde davulların zurnaların çalındığı
İçimde gümbür gümbür

Ver elini gelinim, kadınım
Ver elini ilk yazım
Bir elinde ayçiçeklerin
Bir elinde gelinciklerin
Şimdi hangi elinden tutmalı seni
Yoksa sadece öpmeli mi pespembe güllerini

17.07.2012

Bu Gemi Ne Zamandır Burada

 
bu gemi ne zamandir burada
coktan bosaltmis yukunu
gece de olmus, rihtim da bombos
mavi bir suyun dusunu uyutur bir tayfa
arkada, guvertede
ah, neresinden baksam sessizlik gene.

yururum usuldan, girerim bir meyhaneye
icerde uc bes kisi
yalnizlik uc bes kisi
bir kadeh raki soylerim kendime
bir kadeh raki daha soylerim kendime
-soyle be! ne zamandir burda bu gemi
-denizin degil huznun ustunde.

belki yarin gidecek
bir ani gelecek bir baska aninin yerine.

insan bazan aglamaz mi bakip bakip kendine

Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar - Seviyorum Seni


NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
 

SEVİYORUM SENİ

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

 

16.07.2012

Üvercinka


''Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum 

Boynunu benim kadar kimse değerlendiremez 
 Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar

Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
         Bütün kara parçalarında
                            Afrika dahil''


Kalın Sesli Monologlar 4

 
Sevgilim sen isterdin ki
Sineyim bir köşeye
Usulca oturayım
Git dediğinde gideyim
Gel dediğinde geleyim
Sakallarımı tarayayım patilerimle
Daha yakışıklı bir kedi olayım

Oysa ben senden önce bir sokak kedisiydim
Ve sokaklardan öğrendim
Daha yakışıklı olmayı
Kırmızı rujlu kedilerden öğrendim
Ayaklarımın üstünde insansı bir duruşu
Ve dahasını

Avarelik yıllarımdı
O yıllarda öğrendim ben
Duvarlara sürte sürte yaşamayı

14.07.2012

Kalın Sesli Monologlar 3

Yalnızlık
Sensizlik değilmiş
Sokağın kadınsız köşe başlarıymış

Eskiden bir kadın işe çıkardı bu sokakta
Birgün sorduğumda
Kader demişti adına
Epey güzel sayılırdı
Parmakla gösterirlerdi onu
Alıcısı oldukça çoktu
Ve memeleri
Öyle bereketliydi ki
Toprağı bile borçlanmıştı
Memeleri yuvarlaktı
Belki biraz sessizlikti
Ama yalnızlık hiç değildi
Onun dışındanki herşey teferruattı
Herşey yalnızlıktı

Görüyorsun ya
Yalnızlık hiç de sensizlik değilmiş
Yalnızlık;
Sabahın körüne bilmem kaç kala
O cehennem karanlığa
Erkeğin ‘’kaderdir’’ diye sarılmasıdır belki
Ama Kader hiç değildir

Yeniden Doğmuş Gibi


Edoş'a...

Ben bugün öğrendim
Bir çiçekten daha güzeli
Onu tutan eldir

O eldedir
Bir tohumun yeşermesi
Bir çiçeğin yürek atışları
Ve yaşama dair ne varsa
Hep onun elindedir

Ve çocuklar
Tanrının
Biz erkeklere  ve kadınlara
Verebileceği tek nimettir

Bırakın kendinizi bu ilahi çağrıya
Bırakın kendinizi
Onun ıslak gülümsemesine
Göreceksiniz
Bir ormanda yürümek kadar serindir

Bırakın kendinizi
Bir ninnide uykuya dalar gibi
Yeniden doğmuş gibi
Yeni doğmuş bir tay yürümeyi nasıl öğrendiyse
Ve bir at için koşmak neyse

Ben bugün öğrendim
Birileri bir çocuğu kucaklamışsa
Bilin ki yeniden doğmak  içindir

13.07.2012

Güzel Havalar












Beni bu guzel havalar mahvetti,
Boyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tutune boyle havada alistim,
Boyle havada asik oldum;
Eve ekmekle tuz goturmeyi
Boyle havalarda unuttum;
Siir yazma hastaligim
Hep boyle havalarda nuksetti;
Beni bu guzel havalar mahvetti.




12.07.2012

Her Dem Yeni Doğarız, Bizden Kim Usanası


“Biz sevdik âşık olduk
Sevildik maşuk olduk
Her dem yeni doğarız
Bizden kim usanası''

11.07.2012

A ve B Kişileri



B: Burada yağmur yağıyor ama vallahi billahi sen aklıma gelmedin.
A: Aklına geldim değil mi?
B: Yok, yok,vallahi gelmedin!
A: Hııh,yalancı,yaramaz bir çocuksun sen!


Sen Benim Hiçbir Şeyimsin

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Luzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varliğin yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldiz olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevismek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir agaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin

Srebrenitsa Katliamı

Siyah beyaz artık sevdalinkalar...



Kuytuda Bir Türkü Çingene

 

Seversin terketmeyi
Bir hevesle gittiğin şehirleri
Bilmem hiç soluklandın mı
Biryerinde adressiz yaşamanın
Kaç ülkeden geçtin, sayılmaz saysan
Kaç cadde kaç sokak başı
Kaç dilde anlattın derdini meramını
Sana göre yıldızlar
Farklı görünürdü her şehirden
Ve rüzgarların söylediği türküler
Herşehirde farklı farklı dillerdeydi
Anlamak istemedin öyle olmadığını
Senin ateşin hiç sönmedi
Sabah olsun istemezdin
Elin varmazdı dağıtmaya
Düşlerinin lacivert küllerini

Sen o geçtiğin şehirlerin kadınıydın
O şehirlerde en kuytuların
Tenhada bir ağıttan doğurdu belki anan seni
Dalgın meşe o an uykusundan uyandı
Belki de hiç doğurmadı
Sen dalgın bir nehir kıyısında bitiverdin
Kendiliğinden sessizce
Sana her çiçekten birer renk hediye
Her renkten bir ömür verildi
Gözyaşların henüz görülmedi
Doğduğu gibi gömüldü
Bir ateş başında güle oynaya