trakya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trakya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.07.2012

Gelinim Rumelim


Ne zaman düşşem peşine
Bir kasabaya  çıkar yolum
Uzun sarı saçlarıyla bir kız
Öyle ki, kasabanın en güzeli olmalı
Sabah erkenden ilk işi
Taze güller takmış tülbendine
Beni bekler gibi durur kasabanın girişinde
Pembesi pembedir hani
Sonra yanaklarına sıçrar birazı
Gözü gözüme değdiğinde
Eline yüzüne bulaştırır utangaçlığını
Doğuştan mıdır oyası
Yoksa beni özlediği vakitlerde
Kendisi mi işlemiştir bilinmez
İşte geldik diyorum
Uyan gönlüm uyan,
Burası Rumeli olmalı

Çok konuşmaz ama bilir insan
Sesinde bir çalgı çengi
Yüzü desen bir düğün yeri
İçimde davulların zurnaların çalındığı
İçimde gümbür gümbür

Ver elini gelinim, kadınım
Ver elini ilk yazım
Bir elinde ayçiçeklerin
Bir elinde gelinciklerin
Şimdi hangi elinden tutmalı seni
Yoksa sadece öpmeli mi pespembe güllerini

4.09.2011

Trakya Çingenesi

Beni fazlaca yanlış bulabilirsiniz bayan
Doğrudur  çingenelerin akşam rakılarını yağmaladığı
bir gecede doğduğum ama
bir trakya çingenesiyim sadece
Rüzgalardan nasibini almış ilkel bir adamım
Ve savrulup duruyorum
Anason kokan ambarların çilingir sofralarında

Beni fazlaca esmer bulabilirsiniz bayan
Nitekim doğrudur  da
Ama benden daha iyi kim bilebilir
Beyaz bir gerdanın kıymetini
İflah olmaz bir serseriyim belki
Sizinle terlemekten bıkmayan
Ve oldukça memnunun  kalçalarınızın dolgunluğundan

Dilimi hiç anlayamıyor da olabilirsiniz bayan
Ama bir seviyi her dile eksiksiz çeviriyor gözleriniz
Gözleriniz bir ateş müSvettesi
Yakmaktan başka çare yoktu  rumeliyi
Bilmiyorum neden bana suçluymuşum gibi bakıyorlar
Oysa bir yalnıştı, çokça sevmiştim sizi
Sadece bu yüzden bile
Azıcık adam sayılmaz mı bir trakya çingenesi

Rumeli' ydin

I

Ne ellerimin cesareti vardı
Ceplerimden çıkmak için
Ne de benim
Yüzüne bakabilmek için
Esmerdim bir de ben
Hem de herhangi bir burgazında rumelinin
Çaresiz baharı beklerdim
Ve papatyaları
Aşkımı ispatlamak için

II

Güneş batarken
Kırmızı siyah muşambalı masanın üstünden
Olanlar olmuştu
Ne kadehte buz kalmıştı
Ne de şarköyde rüzgar
Sakindi ya saçların
Öyle sakindi rumeli
Devrilmiyordu sandalyeler
Çalınmıyordu yere buzlu rakı kadehleri


III

Tenin hep Rumeliydi senin
Düşleriminin ayçiçeğiydin
Dokunmaya kıyamazdı ya insan
Öyle yarım kalırdı hasat sevinci çiftçinin
Bir de bakardın yaz geçerdi
Öyle sermestik ki teninden
Ancak anlardık
İnsanın terini silerken güz yeli
Yüreciğimizin tokluğuyla sevdik seni

IV
Batır beni inişte
Beyler siz de devirin ıstakaları
Kızmayın bir de
İyidir elbet,
Latifin tavşan kanı çayı
İniştenin sarma cigarası
Ammavelakin,
Kırlangıçlarla haberi salınan bu ses
Hiç de yabana atılır cinsten değildir.

Sesin hep Rumeli'dir senin

V

Ellerin hep Rumeli'ydi senin
Rakının bardakta kalan beyazlığı,
Sahilde martıların beyaz toplanışıydı
Ve ne zaman Tekirdağ ellerine kavuşsa
Fırınlara koşardı sarışın çilli çocuklar
Öyle sıcacıktı ki ellerin
Buharlaşacak sanırdım bu şehir
Aldırmazdım çayın soğukluğuna
Garsonların ilgisiz oluşuna