Yıllar önce kapağının altında 'Öylesine bir çiçekten' yazan bir notla hediye edilmişti kitabı. O zamanlar ne aradığımı bilmiyordum ve onu diğer çiçeklerden daha özel ve önemli yapacak vakti ayırmamıştım ona. Onu sulamadım ve onu camdan bir korunakla korumadım. Önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engellemedim. Tırtılları onun için öldürmedim. Onun şikayetlerini ve övünmelerini dinlemedim. Suskunluklarına katlanmadım.En başta onu o gezegende öylece bırakmıştım.
Ama kitapta söyle diyordu:''Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir''. Oluyordum zamanla ve ''kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundaydım''
Şimdiler de filmini de çekmişler:
''Senin gezegenindeki insanlar'' dedi Küçük Prens.''Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar...''''Evet bulamıyorlar '' diye yanıtladım onu.''Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.''''Haklısın'' dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi:''Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.''
Küçük Prens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küçük Prens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19.12.2015
27.07.2011
Küçük Prens
-Günaydın, dedi Küçük Prens.
- Günaydın, dedi satıcı.
Adam susuzluğu gideren çok etkili haplar satıyordu. Haftada bir tane yutunca artık canınız bir şey içmek istemiyordu.
- Neden satıyorsun bunları? Diye sordu Küçük Prens.
- Zamanı çok ölçülü harcıyor insan bunlarla, dedi satıcı. Uzmanlar hesapladılar. Haftada elli üç dakika biriktiriyorsun.
- Peki bu elli üç dakikayı ne yapıyorsun?
- Canının istediğini..
“Benim“, dedi kendi kendine Küçük Prens, “Harcayacak elli üç dakikam olsaydı, yavaş yavaş bir çeşmeye doğru yürürdüm..“
Adam susuzluğu gideren çok etkili haplar satıyordu. Haftada bir tane yutunca artık canınız bir şey içmek istemiyordu.
- Neden satıyorsun bunları? Diye sordu Küçük Prens.
- Zamanı çok ölçülü harcıyor insan bunlarla, dedi satıcı. Uzmanlar hesapladılar. Haftada elli üç dakika biriktiriyorsun.
- Peki bu elli üç dakikayı ne yapıyorsun?
- Canının istediğini..
“Benim“, dedi kendi kendine Küçük Prens, “Harcayacak elli üç dakikam olsaydı, yavaş yavaş bir çeşmeye doğru yürürdüm..“
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

