"Eğer
yoksulsan ve ekmeğe muhtaçsan sakın zenginin kapısını çalma, çünkü
gönülden vermez; git, yoksulun kapısını çal ki elindeki son ekmeği bölüp
gönülden vermek nasıl olurmuş, onu gör..."
Anne: Bir kadın, bir erkekten daha kolay değişebilir. Erkekler, hayatı
bölümler halinde görür. Bebek doğarsa veya birisi ölürse bu bir
bölümdür. Bir çiftlik sahibi olup, kaybederse, bu bir bölümdür. Ama bir
kadın için, her şey bir akıntı gibi devamlıdır. Küçük engeller vardır,
ama nehir akmaya devam eder. Bir kadın hayatı böyle görür.
Baba: Olabilir ama zor günler geçirdiğimiz kesin.
Anne:
Biliyorum. Bizi güçlü yapan da bu. Zenginler gelirler ve ölürler, sonra
çocukları da iyi olmaz, onlar da ölür. Ama biz gelmeye devam ederiz.
Bizler yaşayan insanlarız. Bizi ezemezler. Silemezler. Biz sonsuza dek
varolacağız. Çünkü biz halkız...
Tom: Belki her şey Casy'nin dediği gibidir. İnsanların kendi ruhu
yoktur, sadece hepimiz olan büyük bir ruhun bir parçası vardır herkesin
içinde. Eğer öyleyse…
Annesi: Öyleyse ne Tom?
Tom: Öyleyse fark
etmez. Karanlıkta her yerde olacağım. Baktığın her köşede. Aç insanlar
doysun diye kavga verildiğinde orada olacağım. Ne zaman polis birini
dövse, orada olacağım. Sinirlenip bağıran adamlar olunca karşına
çıkacağım. Aç çocuklar yemeğin hazır olduğunu duyup güldüklerinde, orada
olacağım. Ve insanlar kendi yetiştirdiklerini yiyip, kendi inşa
ettikleri evlerde yaşayınca, orada olacağım.