3.08.2015

Hepsi Bu

tutup yüreğimi fırlatmak vardı martılara
ve balıklara yem diye vermek
büyük tabanlarla çiğnenmiş yalnızlığımı
bilmiyordun çünkü
uzaktın

ve sonra bir sigara yaktım
belki işkence aleti gibi görünürdü elimdeki sigara
dışardan bakan bir insana

dardı zaman
herşey ama herşey
saat 02:03
ve kısa marlboro
arasında bir şeydi

uzaktın
sabah olunca çok daha uzak
bir gözlerin yakın
izmaritleri biriktirdiğim ayak ucumda


19.07.2015

İŞTEŞ FİİLLER


An                          An.         O an.     O anda.                               Anlaştık işte.
La
Ş
Mak-


Sev                        Sev.       Sevil.                     Seviştik işte.
İ
Ş
Mek-


Ayrı                       Ayır.      Ayrı.      Ayrıl.                     Ayrıştık işte.
Ş
Mak-

12.07.2015

kendime soruyorum ''dostum''derken...

İçerik ektedir dedik arkadaşlar ama baştan sona okumadınız ki, eke gelesiniz, O yüzden özetleyim ben; ben sizin o olmamı istediğiniz kişi olmayacağım. İnadımdan değil, tabiatımdan. Mimleyin beni hadi, iğneyi de çuvaldızı da bana batırın. Kazık da olur yetinmezseniz. Dinlemeyin ve mimleyin çünkü anlatacaklarım, ancak 3 yaşında bir çocuğun kafasını yoracak kadar anlaşılması zor sizin için. Fakaaaaat, benim bir sorunum var arkadaş, lanet olasıca beyaz popomun kafam kadar büyük olması değil elbette. Anlatmıyorum. Ki sizin için yer mi dinlemek bilemiyorum. Yersen tirit, yemezsen siktirit, ne diyim şimdi, şeyimden aşşaağa Kasımpaşa, Kuzum şair adama neler de söyletiyorsunuz. Anlatmıyorum evet; niyetim ben anlatmadan anlamanız değil. Ki bu olacak gibi de değil. Çıkartın at gözlüklerinizi ve görün sizden farklı olanları. O zaman aydınlanacaksınız. O zaman copernicusu daha iyi anlayacaksınız. Kimdi ki o dersen sevgili arkadaşım; dünyayı evrenin merkezine koyan sistemi, EGOcentrik sistemi sikip atmıştı hani -biraz da sizin anlayacağınız dilden konuşayım-. Birazdan arkadaşım, birazdan sana çok ama çok iluminik fasonik bilgiler vereceğim ve aydınlanacaksın.
Ben sizin gibi olamam. Tüm elimdekini seni ve beni aynı zaman ve mekân diliminde kavuşturacak olana vermeye hazırım ama ben sizin gibi olamam. Elim demişken ne anladın acaba? Dostum sakin ol ve o elindekini yavaşça yerine koy. Come on dude, yapabilirsin bence. Yapabilir misin? Yapamayabilirsin çünkü sen ağız dolusu delikanlılık lafları ederken bir yandan da aynı anda 2-3 kızı aynı anda idare edebilmiş ve bununla kuantum fiziğini çözmüş gibi kasım kasım kasılmış bir insansın ve şunu söyleyim; seni dinlerken tüm endoplazmik retikulumlarıma bir bir kramp giriyor. Bak şimdi yobaz olacağım gözünde. Dostum tüm kızlar ve erkekler şeysilerine incir yaprağı da koysun demiyorum, Siz olmasın isterdiniz o ayrı. Pardon siz de dininizi seviyordunuz ama dindar değildiniz diğmaeğ? Ben soylular tohumundanım demiyorum ama serde beyefendilik var ve şeysimi öyle sallaya sallaya gezemem. Yoksaa…‘’ Selam yakışıklı, bizimle okey oynamaya ne dersin? Olmazsa tavla da olur. Yalnız bir huyum var, ne tesadüftür ki zarlar hep bikinimin içine kaçıyor bende çıkartamıyorum, ara sıra elini bir daldırırsan sevinirim’’ diyen olmadı değil, ya da bunun gibi bir şey- Ben tavla diyorum siz anlayın gerisini- Fakat sonunda ezik de oldum, içi geçmiş de. Bu tamamıyla yürek işidir bilek işidir yürek işidir. Yürek deyince. Ya**ak kürek de geldi mi aklınıza. Seni şeker şey! Tamam, anladık siz ki cinsel özgürlükten yanasınız ve malı vurdu mu inleten bir nesil yaratmak istiyorsunuz. Çünkü sizin için sex sıçmak kadar doğal. Mazur görün ben anlayamıyorum. Ve siz kız evi naz evi, Siz var bulutlarda uçmak, siz var hoşuna gitmek ve siz istiyor keselenmek! Ve biz o eski kafalılar! Meme bile diyemeyiz ve burnunu bile kullanmayı deneyimleyen çocuklardan yepisyeni bir nesil yaratamazsak hepsi bizim suçumuz. Ali sen tut, oya sen de cinsellik ver.
Bunlar bana göre değil.
Hem de hiç, hiiiçç, hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiççççççç değil!!!!!!

11.07.2015

Şiirin Sonuna Bir Ünlem

Leyla
Sana verdiğim çiçekleri bahçelerde buldum
Ellerimi buldum cebimde
Hiç tutmadığın ellerimi
Sen beni hangi ışıksız sokakta bıraktın Leyla
Yüzümde rüzgâr
Rüzgârda boynunu buldum
Bu ne yaman iştir Leyla
Gidemiyorum beni bıraktığın yoksulluktan
Korkuyorum
Ayaklarımın altından boşalan topraktan
Kendimi oracıkta gömmekten
Kendimi iyi bilirdim bilmesine de
Korkuyorum işte Leyla
Nicedir halim bu

9.07.2015

GULE


Onu gördüğümde ‘’kader’’ demiştim içimden. Üzerinde yazlık bir hırka ve tek parça bir elbise vardı. Bir kitap okuyordu, ’'umutsuzluğun son kalesi’’. Yüzünü kaldırdığında göz göze geldik. Ona baktığımı fark edince, gülümsedi. Duvarlarını yıkmıştım, bu benim beylikdüzü-zincirlikuyu hattında kazandığım ilk zaferdi. Zafer de denmez; Zincirlikuyularda merdivensiz kalmıştım.

Güle güle güzel kadın...

7.07.2015

Unufak Ateş


Arasında bir alev öğünür durur
Döndükçe kalplerimiz
Tuttukça ellerin
Sevgili
Tut ellerimi
Buğdayın aşkına
Yanmak isterim
Un ufak olmak ve savrulmak sonra
Sevgili
Gönlümde iki taş şimdi…

Ney'leri Anlatan Kamışları

Ayaklarıyla dünyayı çizen bir kamıştan dinlesem dünyayı
Parmak uçlarıyla vurgusunu
Vardığını
Ve varacaklarını
Eskimeyen bir kentte
Köklerinin değdiği suya boynunu eğip fısıldadıklarını
Göğsünde açtığı nisan ayını
Büyük denizlerin hiç susmayan dilini
Ey dumanlı dağların karalı turnaları
Sizi unutmak olur mu?
Yârin kokusunu getirdiğiniz iğde dallarını unutmak olur mu?
Sokakları taştan sokakta
Ayakları takılıp dökülen gülüşleri
Çocukları işte!
Özellikle O kadınların bir ateşin başında üç gün üç gece doğurduklarını
Kadınları
Ve aşklarını
Sonra kulaklarına fısıldadığın alınyazılarını
Parçalayan rüzgârı
Kırılan ney’leri
Ve anlatan kamışları…

28.06.2015

‘İşte bu beni anlar!’

“Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı… Bunların, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: ‘Bu beni anlamaz!’ demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: ‘İşte bu beni anlar!’ diyordum..."

yanılmışım...

21.06.2015

Ağlamaklı ve AÇ


Aksaray'da bu gece
Akordeon sesleri boş sokakları doldururken
Kim doldurabilir ki?
Attığın her adımda arkanda bıraktığın boşluğu 
Belki bir caz şarkıcısı?
Bıraktığın noktada
Elinde sigarasıyla bir satır başı duran
Bana belki ağlamayı da öğretirdi
Sonra ağlatmayı elbette
-ki bu daha çok işime gelirdi-
Gözünün içine bakıp o anda uydurduğum bir şiiri okurdum sonra
Bilirdi...
Bir kadeh votka ile bir şiirin arasındaki apaçık çelişkiyi
Bilirdi ama yine de dinlerdi beni
Uzandığı el ağlamaklı bir hikaye anlatırdı
Ağlamaklı ve Susamış

25.05.2015

Uzak


“Günler aydın, ayaklar manisa,” demişti yine gülerek. Öpmüştü boynumdan, koklamıştı beni.
Hiçbir mana veremediğim bu sözün, neden sonra kulağıma her çalınışında beni aynı kertede mutlandırdığını, annemden uzak sabahlarda anladım...

Roman Okudum, Seni Düşündüm



 " bende tarçın sende ıhlamur kokusu yürürüz başkentin sokaklarında''

21.05.2015

20.05.2015

Sakıncasız

"bir kuş tüyüne değip de berelenmeden
bir güz yelinde örselenmeden hiç
çayırın acı yeşillerine uğramaksızın
hırpalanmadan gün ışığında
papatya kokularıyla ırgalanmadan
sen yine orda mısın demeden
sen hala
sen hala gel demeden
geliyorum ben sana."

Kasaba Sıkıntısı

"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" N.Marmara
 
 
Kuşlar nereden geçer?
 
Uzun bir öğleden sonra
Kasaba kaybetmişken gölgesini
Kuşların ayak izlerini takip etsem de bulsam izini
 
Ama yok!
Kuşların suçu yok da
Yeni yeni gökler mi yaratmışlar
Kara lastikli çocuklar sarışın uykulardayken
 
Sen hangi maviye aldandın?
Çağırıldın da mı gittin?
Dönecek misin elbette?
 
Eskiden kuşların hangi dala konacağını bilirdi çocuklar
Ben de bilirdim
Ama bilmem ki hala çocuk mu bu kasaba